Sevginizin kapsama alanı kaç?

Eski arkadaşlarım bilirler, geçen sene 4 Nisan'da 16 yıllık kedim Prenses'i kaybedince onun için "melekolankedilerimiz" isimli bir blog açmıştım.

Bugün o bloguma gelen ve ismini yazmaya çekinen ama artık bu konuda uzman olduğum için Kabak Hafızgillerden olduğu belli birinin yorumunu ve ona benim yorumumu buraya da yazmak istedim. Çünkü yorumun konusu Prenses için blog açmak değil,  sevgisinin kapsama alanı çok dar ve koşullara bağlı olanların iki yüzlülüğü.

Altta, mavi renkle olan isimsiz ama sözleri, üslubu ve kullandığı kelimelerle kendilerine 'Müslüman'ım' diyen kesimden olduğu belli kişiden gelen yorum, imla hatalarını bilerek düzeltmedim.

" Aman Allah'im bizler ne duygusuz ne ruhsuzmusuz
Filistinde Gazze ve dunyanin her bir kosesinde ölen katledilen bunca masum müslüman için aci cekiyoruz,ama bu blogcu kardesimiz kadar duygulu olamamisiz duyarli olamamisiz
gercekten yasi tutulmasi gereken bir hayvanmis,ne aciymis Rabbim bu aci nasil diner??,
Yazik gercekten yazik merak etmeyin kisi sevdigiyle beraberdir
sizde kedinizle beraber olacaksiniz ahirette ne mutlu size degil mi?"

Bu olay eski bir olay, aradan 9 ay geçmiş, o zaman söz konusu isimsiz kişiye şöyle bir cevap vermişim:

" Estağfurullah, ben Prenses'im için sayfa açabiliyorsam, sizler de Gazze'de ölenler için bir blog açabilirsiniz.
Ha, yok benim Prenses'im için açtığım sayfamı çok gördüyseniz ve bu yazıyı alay etmek maksadıyla yazdıysanız (öyle sezinledim) size şunu söyleyeyim:
Dünyanın herhangi bir yerindeki bir insan için duygulanmak, acı çekebilmek için kendisinden başka canlılara değer verebilmek, sevmek gerekir. Canlı varlıklar sadece insanlardan ibaret değildir, yanan ormandaki bir ağaca, bir kamplumbağaya karşı da sevgi duyabiliyor musunuz? Yoksa sevginiz sadece insan denen canlı türüyle hatta insan denen canlı türünün de sadece Gazze'li olanlarıyla mı sınırlı? Sadece sizinle aynı görüşte olanlarla mı sınırlı? Benim sevgim yeryüzündeki tüm canlı türlerini kapsama alanına alacak kadar geniş. Sadece insanları severim, hayvanlardan bana ne diyenler bence gerçek sevgiyi bilmeyenlerdir.
Bu arada Gazze kadar uzağa gitmenize gerek yok, neredesiniz bilmiyorum ama bulunduğunuz şehirde kimsesiz çocuk yuvası filan vardır mutlaka, belki şu satırları okurken orada bir çocuk taciz ediliyordur, belki dayak yiyordur, belki de aç karnına uyumak zorunda kalmıştır, 18'ine gelince de kapı dışarı atılacaktır, onlar için de blog açabilirsiniz..ben Prenses'im için blog açabiliyorsam, herkes düşündüğü, sevdiği, üzüldüğü kişi ya da kişiler için blog açabilir.
Benim Prenses'im dile kolay 16 yılı birlikte geçirdiğim, ne hastalıklarını atlattığım, son hastalığı hariç onu atlatmasına imkan yoktu, kayboldu sanıp 1 gün sonra tekrar kavuştuğum, hiç büyümeyen bebeğimdi, yüreğimi paralayan 1.5 yaşındaki Dila bebek neyse, Prenses de benim için oydu. Ha anlayamayanlar için ne kadar anlatsam faydasız biliyorum çünkü diyorum sevginizin kapsama alanı darsa, sadece belli bir canlı türüyle sınırlıysa, beni anlayamazsınız. "


Aradan onca zaman geçmesine rağmen bu konuya yeniden değinmek istedim. Çünkü görüyorum ki, değişen bir şey yok. Eski tas, eski hamam. Kendilerine 'Müslüman' diyenler bir Gazze'dir tutturmuş gidiyorlar. Sanırsınız ki, İslam'ın ilk şartı "Gazze" için üzülmek! Bunların kapsama alanları sadece Gazze ile sınırlı. Irak'taki Müslüman'ların adını bile ağızlarına alamıyorlar. Nasıl alsınlar ki? Mensubu oldukları kesimin ismi 'ak' kendi 'kara' partisinin başkanı Amerika'ya gidip "Irak'ta 9 milyon Müslüman'ı öldüren Amerikalı kadın ve erkek askerler için dua ediyor! Bunlar Gazze için güya üzülürler ama Darfur deyin tınmazlar. Çünkü Gazze ile ilgilenmelerinin sebebi tamamen siyasi! Sevgi ve merhametle ilgili değil.

Bu kişileri ben cep telefonuna benzetiyorum.

Yukarıda görüldüğü gibi aslında sevgilerinin kapsama alanı çok dar. Öyle dar ki, bir insanın 16 yıllık kedisinin arkasından kederlenmesini, ağlamasını, üzülmesini, onun için blog açmasını anlayamıyorlar. Kapasiteleri yetmiyor. 

Ben bunların 'tür'lerini çok iyi tanıyorum. Bunlar bir 'tür'. Mamutlar gibi, dinazorlar gibi.

Otobüste hasta Prenses'imi doktora götürürken bu türün mesupları, " hastaysa birisine ver"; " kimbilir kaç para harcadın?";  " hasta mı bırak bunu, yenisin al"  gibi müthiş "insancıl" ( ! ! ! ) -dikkat edin üç ünlem işareti koydum.  öneriler getirirlerdi.

Sevgisinin kapsama alanı bu kadar dar olan şahısların Gazze'dekiler için gerçekten üzülüp, yandıklarına beni kimse inandıramaz. Bunlar olsa olsa kendilerini ve çıkar gereği kendilerine lazım olan kişileri severler. 

Aslında kendisi kendisini gayet güzel betimlemiş ama ben kibarlıktan "yok canım estağfurullah" demişim. Şimdi aradan geçen 9 aydan sonra kendi cevabıma kızdım. Bu kibarlığa ne gerek vardı, "evet doğru söze ne denir? Gerçekten duygusuzsunuz, ruhsuzsunuz . Öyle olmasa sayfama böyle bir yorum bırakmaz, kedime olan sevgimle alay etme cüreti göstermezdiniz. " demem gerekirdi. (Geç de olsa şimdi söylemiş olayım)

İnsanlar radyo ya da cep telefonu değil ki, sevgilerinin kapsama alanını istediğimiz gibi çoğaltalım, yükseltelim.

Bu kişi büyük ihtimalle bir kadın, (öyle geldi) elimde olsa da hani sırtında bir düğmesi olsa çevirdikçe, çevirdikçe sevgisinin kapsama alanı genişlese.

Yukarıdaki, mavi renkli yazıyı tekrar tekrar okudum. Bir canlı türüne karşı hissettiğim sevgiyi anlayabilmekten aciz ve üstüne üstlük anlayamadığı bu sevgiyle bir de acımasızca alay ediyor, dalgasını geçiyor!

Velhasıl sevgisinin kapsama alanı dar olanlar bu yazımı anlayamazlar.

Keşke sevginin kapsama alanının da bir birimi olsaydı.

En azından sorardım: Sizin sevginizin kapsama alanı kaç?

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !